İsmet Özel Hakkında En İyi Kitabı Yazdım

amoxicillin without insurance

amoxicillin price without prescription click here antibiotic without insurance

lasix

lasix fantasic.sk

pregabaline ldm

pregabaline
AŞKAR Dergisi

 

Açıkçası, İsmet Özel’in hayatını özellikle şiirleri ve yazıları üzerinden okumak mümkün. Bu mümkünlük zaten çoğu zaman araştırılan kişiler açısından biyografi yazarlığı denilen bir türün ortaya çıkmasına vesile oluyor. Fakat İsmet Özel’i çoğu çevrelerin patetik bir kalıba sokması, dahası ilginç serüvenler albümünün baş köşesine oturtmuş olmaları duygusal bir travmayı da ortaya çıkarıyor.

 

 

Sayın Kalkan, çok yakın bir zamanda Okur Kitaplığı’ndan yeni bir kitabınız çıktı: “Ben İsmet Özel Şair…” Sizi böyle bir çalışmaya iten sebepleri anlatır mısınız? Niçin İsmet Özel?

İsmet Özel gerçeği bir Türkiye gerçeği olarak, daha doğrusu Türkiye siyasal ve kültürel ortamının doğrudan bir parçası olarak karşımızda duruyor. Çünkü siyasal, kültürel, ekonomik açıdan koşulları ağırlaştırılmış, yön tayininde Batı’nın doğrudan emperyalini kabul etmiş bir Türkiye karşısında; silkinen, uyanan, uyaran, kısmen dile getirilmiş olsa dahi yön tayin edici bir kimlik olarak İsmet Özel gerçeği görmezden gelinemez(di) elbette. Bununla birlikte, yaşayan, yanıbaşımızda duran tarafıyla İsmet Özel, bu toprağın bağrından çıkmış, ‘bu toprağın altında da üstünde de gözü olanları’ niyetleriyle ortaya koyan yazıların sahibi olarak bigâne kalınamayacak ölçüde zeka pırıltılarıyla süslü düşünceleri önümüzde dururken bu çalışmanın kaçınılmazlığı da kendiliğinden ortaya çıkmış oldu. İsmet Özel’in düşünce pratiği yıllar içinde, nesnel konumlanış itibarıyla tipik aydın portresinin, anlayışının tamamen üstünde bir seyir izlemektedir. Çok partili hayata geçen Türkiye, reel yönüyle gerçek aydın kâbusu(!)nu bir tek İsmet Özel unsuru olarak şiddetli bir dayatma halinde hissedebilmiştir. Bu cümlenin iddialı bir tarafı olduğu muhakkak. Sosyalizm rüyasının sona ermesiyle birlikte bir başka Türkiye, bir başka dünya kuruldu. Bu bir pratik olarak sağ-sol yansıması şeklinde yansıdı. O dönem aydınları ‘dönek’ kelimesinin kesinliği haiz, kıvrak zekânın ancak alabileceği bir takım kavramları anlamakta zorlandılar. İslâm düşüncesi bu yönüyle tıpkı Türkçü düşünceleri eşliğinde İsmet Özel’in elinde patlamadı. Tam tersine, bir başkaldırıyı, bir isyanı anlamak istemeyen sözümona solcu esnafın, kapitalist kompradorun elinde patladı. Çünkü İsmet Özel istikamet hususunda sosyo-pratiğin neticesi olarak Türkiye gerçeği karşısında bulunduğu yerden bir milim dahi olsun ayrılmış değil. Şu anda da öyle.    

 

Kitabın oluşum aşamalarından biraz bahseder misiniz?

Açıkçası bu kitabı hazırlarken ‘bu işi en iyi ben yaparım’ düşüncesiyle hareket ettim. Israrımı devam ettiriyorum. Kitabın yoğunluğunun bu düşüncemi doğruladığına inanıyorum. Özellikle 2003 sonrası İsmet Özel’in duruşu çok merak ediliyordu. “Şimdi ne yapacak, ne olacak, vb.” Bu durum dikkat çekici bir husus olarak gözüktü insanlara. Oysa asıl dikkat çekici husus şuydu; Türkiye şimdi ne olacak, ne yapacak? Bu doğrultu bana göre İsmet Özel ekseniyle bir paralellik arz ediyordu. Öyleyse kitap bu doğrultuda hazırlanmalıydı. Yani Sosyalizm-İslâm-Türkçülük ekseni, yaşadığımız topraklar vesilesiyle bir şekilde hayatiyet unsuru sayılan meseleler etrafında cereyan etmeliydi. 60’lı yılların ilk yarısında başlayan bir şair dimağ, giderek Türkiye gerçeği haline dönüşüyorsa bu üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir vakıadır. Tabii kitap parçalar halinde, tıpkı bir puzzle gibi hazırlandı önce. Sosyalist başlangıç, İslâm ihtidası süreci ve Türklük bahsi üçgeninde uzun yıllar aldı. Bu süreçte merkez-taşra ayrımının etkisini derinden hissettiğimi açıklıkla söylemeliyim. Özellikle belge, kaynak, bilgi, vb. ulaşma noktasında ciddi sıkıntılarla karşılaştım. Açıkçası çalışmayı bitirmekten vazgeçmeyi düşündüğüm zamanlar dahi oldu!.. Fakat bu iş, nasıl söylemeli zamanla bir çeşit prestij halini aldı ve bu tür düşüncelerden vazgeçtim. Efendim Sosyalist İsmet Özel’in yakınında bulunmuş insanların o günün şartları içerisinde İsmet Özel’in ihtidasına giden sürece tanıklık etmişlikleri var mıydı acaba? Bu soruyu cevaplayabilmek bir çırpıda mümkün gözükmüyor. Bunun gibi birçok zor sorunun cevabının verilmesi gerekiyordu ki bu çalışma sanıyorum esrarını koruyan bir çok gizemi ortaya çıkarmayı başardı.  

 

Kitabı hazırlarken İsmet Özel’den ne gibi tepkiler aldınız?

Bu bahis pek manidardır!.. Mutlaka anlatmalıyım. 2004 yılının Haziran ayında böylesi bir çalışmanın boşluğunu görerek vermiş olduğum kararı uygulamak adına basit bir takım hazırlıkların sonrasında İsmet Özel ile randevulaştık. Nerede, Sultanahmet’te, ne zaman 29 Temmuz 2004’te, saat 13:00’da. 25 Temmuz’da İstanbul’daydım. Birkaç günü Ay Vakti Dergisi’nin genel yayın yönetmeni, ağabeyim, sayın Şeref Akbaba’nın nezaretinde İstanbul gezisiyle geçirdim. 29 Temmuz günü İsmet Özel’i ilk defa gördüğüm zaman aklımdan geçen ilk cümle şu oldu: “Bu mu lan İsmet Özel?” Hepi topu 50 kg var yok, kara-kuru bir adem!.. Üzerinde kahverengi ince çizgili beyaz gömleği, açık yeşil keten pantolon içinde iyice incelmiş bacaklarla ne karizma, ne hava!.. İçimdeki dev yıkıldı birden!.. Allahım, o an nasıl da şaşkınım anlatamam!.. Bir yanlışlık olmasındı sakın!.. Söze ilk İsmet Özel girdi; “Şaşırdın değil mi?” “!!!” Devam etti; “Herkes önce şaşırıyor zaten. Beni televizyonda izledikleri vakit babayiğit bir adam sanıyorlar. Gördükleri zaman da inanmak istemiyorlar” (Bende aşılmaz bir dumur hali!)

    Hazırlıklarımı tamamlayıp bir çay bahçesine oturduğumuz zaman, İsmet Özel’e sorduğum birçok sorunun ve benim için gerekli olduğuna inandığım bilgileri aldıktan sonra son sorunun neticesi bir sonraki randevuyu da fasl-ı bahara bıraktı!.. Elbette, Waldo’da geçen bir bahisti bu ve ben mutlaka sormalıydım: Efendim (bu arada epey bir bilgi yükü edindim kendisinden) Wallace Stevens’ın, o dönem yazmış olduğu kendi şiirleri üzerinde bir etkisi var mıydı acaba? Kızdı elbette bu soruya, sonra da ‘bu görüşme bitmiştir’ diyerek ayaklandı!.. Ben ısrar etmeksizin; “Bu çalışma bitecek hocam, bitecek!” cümlesini ısrarla yineledim. Helallik faslından sonra ayrıldık. Kitabın bitiş sürecine doğru, iki defa aradım İsmet Özel’i. “Çok yoğunum, işim başımdan aşkın, sonra ilgilenebilirim ancak,” vb. cümlelerle geçiştirdi. Yoğun geçen 6 yılın sonunda, İsmet Özel’in çalışmada hemen hiçbir ciddi katkısı olmaksızın yayımlanabildi kitap. Eğer tepki bahsinde İsmet Özel’in kendisi ile ilgili beğendiği herhangi bir çalışma varsa, gösterin size “helal olsun” diyeyim.

 

 

Piyasada İsmet Özel’in hayatı ve düşünceleri üzerine çalışmalar var. Sizin hazırladığınız kitapla bu kitaplar arasındaki farklar nelerdir?

Bir kere piyasada sizin ifade ettiğiniz türden kitaplar yok maalesef!.. Hazırlanan kitapların İsmet Özel’in bir yönü üzerinde ağırlıklı olarak araştırmalara konu olması var. Yani Özel’in şiirleri, poetikası, entelektüel tarafı vb. türünden tek açıdan ele alınmış çalışmalar var, doğrudur. Fakat benim çalışmamın İsmet Özel’i bütün yönleriyle ortaya koyan bir tarafı var. İsmet Özel’in soy kütüğünden tutun da 60’lı yılların başından günümüze kadar bir hayat bakiyesi neleri barındırıyorsa bütün olarak mevcut. Hayatı, şiirleri, düşünceleri, eserleri, düşünsel süreçleri ve bu süreçlere etki eden geri planlarda nelerin yattığı, siyasal ve edebi ilişkileri, bütün olarak, eksiksiz bir biçimde bu çalışmada bir araya getirildi. Ayrıca çok önemli bir diğer husus olarak belirtmeliyim, İsmet Özel hakkında 60’lı yılların başından günümüze değin kalem oynatmış bütün yazarların bir şekilde haritası ilk defa bu çalışmada bibliyografyada gösterildi. Yine birçok belge, fotoğraf, vs. ilk defa bu çalışmada yayımlanıyor.

 

İsmet Özel’in şiirlerinden ve yazılarından hareketle bazı monografi çalışmaları yapılabilir mi veya sizce yapılmalı mıdır?

Açıkçası, İsmet Özel’in hayatını özellikle şiirleri ve yazıları üzerinden okumak mümkün. Bu mümkünlük zaten çoğu zaman araştırılan kişiler açısından biyografi yazarlığı denilen bir türün ortaya çıkmasına vesile oluyor. Fakat İsmet Özel’i çoğu çevrelerin patetik bir kalıba sokması, dahası ilginç serüvenler albümünün baş köşesine oturtmuş olmaları duygusal bir travmayı da ortaya çıkarıyor. Şöyle düşünelim; Cumhuriyet sonrası Türk edebiyatının adından en çok söz ettiği bir isim olarak İsmet Özel, acaba neden ilgi çekici geliyor insanlara? Neden İsmet Özel şiiri bünyeleri derinden sarsıyor? Çünkü bu durum gerçekten Türkiye’yi yeniden ve enikonu keşfetmiş olmakla ilgilidir de ondan. Nedense sesli olarak dile getirilmiş değildir bu düşünceler. İsmet Özel mutluluğu başkasının mutluluğuna bakarak arayan bir sanat adamı değildir ve olmamıştır da. Çünkü mutluluk aranılan bir şey değildir. İsmet Özel, vurduğu yerden ses getireceğine inandığı ne varsa onu yapmıştır ve beklediği yankı kendisini muhatap kılmıştır. Bu tür çalışmalar elbette yapılmalıdır. Hatta romanlara filmlere neden konu olmasın ki? Bana göre İsmet Özel’in hayatını anlatan bir film fevkalade ilgi çekici gelecektir insanlara.  

 

Son zamanlarda İsmet Özel hakkında çok şey yazıldı, söylendi. Siz bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eğer istikametin anlaşılması yönünde cereyan ediyorsa yazılanlar ve söylenenler, emek hasıl olmuş demektir. Dikkat etmek gerekir, İsmet Özel’in düşlediği Türkiye, aristokrat bir entelektüellikten geçiyor. Ayrıca Türkiyelilik ısrarı ise yazılanlar, mesele anlaşılmıştır. Fakat görebildiğim kadarıyla bir başka renk var bu yazıların arasında; İsmet Özel üzerinden önce Sosyalizm, sonra İslâm düşüncesi, en sonunda da Türkçülük paçavraya çevrilmek istendi. Geniş, oylumlu yazılar oldukça az. Var olanlar ise zaten İsmet Özel’in hakkını teslim etmek durumunda kalıyorlar. Neden? Çünkü İsmet Özel haklı. Sosyalistken de, Müslümanken de Türkçüyken de haklı. Çünkü adam ortada, bir yere gitmiş değil. Hatta az önce de söylemiştim, bulunduğu yerden bir milim dahi kıpırdamış değil. Dolayısıyla yapılan tartışmalar ne olursa olsun, İsmet Özel’in yıllar içinde söylemiş oldukları da göz önünde bulundurulduğu vakit haklılığını daha bir katmerliyor. Sosyalistlerin 12 Mart darbesi karşısında uğramış oldukları “ağır hakareti” kendilerine ilk söyleyen İsmet Özel’di. Aynı şekilde İslâmcı camiaya karşı, yaşananlar karşısında, “28 Şubat takvim yapraklarında bir gündür” beyanıyla bir karşı duruş geliştirememiş olmalarını eleştiren de ilk defa İsmet Özel olmuştu. İsmet Özel, bazı başıbozukların iddia ettikleri gibi edebiyatın, siyasetin medya figürü değildir, olmamıştır ve olmayacaktır da.

 

İsmet Özel hakkında bir kitap hazırlamak sizce zor ve riskli midir?

Benim çalışmamdan sonra değil. Bu işin en iyisini ben yaptım. Varsa bir başka kalem, göstersin marifetini. Şundan kesinlikle eminim, bu çalışmanın bundan sonraki çalışmalara katkı sunacak bir etkisi olacağı muhakkak. Kitapta sunulan belgelerin bundan sonraki çalışmalara esaslı bir kaynak oluşturacağından da asla şüphem yok. İsmet Özel hakkında bir kitap hazırlamadan önce hazırlayıcının birkaç kez düşünmesi gerekiyor; Yahu bu adam neden bu gençleri, okuyucuyu bu kadar derinden etkiledi? Düşünceleri niçin bu kadar sarsıcı bir hayatiyet arzediyor. Bu iş için başlangıç noktam neresi olmalı acaba? Ayrıca İsmet Bey’in kendi gustosunda yatan havai tarzının bu iş için çok da müsait olduğunu söylemek mümkün değil. Dolayısıyla bir başka isim belki ama İsmet Özel, zor, hem de çok zor bir isim. İşin risk tarafı da bir başka enteresan boyut. Öncelikle bilgileriniz tutarlı, yerinde ve hatasız olmalı. Çelişki barındırmamalı. Hadi bir iddialı cümle daha kurayım, çalışmaya karar verdiğiniz kişiyi rüyanızda mutlaka ama mutlaka hem de birkaç kez görmelisiniz. Bu işin iyi tarafını oluşturur. Sizi sürekli olarak diri tutar, her zaman dik kalmanızı sağlar. Ayrıca bir hafiye, çaşıt, casus artık ne derseniz, olmalısınız. Bilgi, belge, kişi, kaynak vb. konularda tuttuğunuzu koparabilmelisiniz. Eliniz kolunuz uzun olmalı. Ben bilginin kıskanılacak bir tarafı olduğunu bu çalışma sırasında açık bir biçimde öğrendim. Fakat bu çalışma artık benim değildir. Nasıl olsa okuyucuyla buluştu ve benim olmaktan bir şekilde çıktı artık. Ne yapalım, kitapların da kaderi bu olsa gerek.       

 

AŞKAR Dergisi, Sayı: 16  Eylül-Ekim 2010