YERYÜZÜNE DAĞILAN ŞİİR

buscopan

buscopan ciclo patemery.azurewebsites.net
Milli Gazete

 

21 Mart 2013 Perşembe

Cevat Akkanat

 “Ali Emre’yi Yunus Emre diye okuyorum. Bâki gibi de okuyabilirim, Turgut Uyar gibi de, ama Yunus ile daha bir güzel duruyor Ali.”

 

Ali Emre’nin Yeryüzüne Dağılan (Okur Kitaplığı, İst. 2012) adlı son kitabının ilk sayfalarına böyle yazmışım.

 

Kur’an merkezli düşünüp taşınan edipler soyunun önemli bir temsilcisidir Ali Emre.

 

“Ve namaz bittiğinde yeryüzüne serbestçe dağılın ve Allah’ın lütfundan (rızkınızı) aramaya devam edin; mutluluğa ulaşabilmek için de Allah’ı sıkça anın!”

 

Ali Emre, Yeryüzüne Dağılan’ın adını Cuma Suresi’nin bu 10. ayetinden ilhamla koymuş.

 

Vahiy dilinin onun şiirlerinde türlü nakışlar halinde çiçek açtığını biliriz.  Bunu, kitabın adı dışında başka birkaç örnekle de göstermek istiyorum:

 

“Biri tanklara çıkıp dünyanın kulağına içli bir kunut okusun” (s. 26)

 

“Allah’ım! / Şimdi âteşin bir âdiyat yükselsin şu sümsük çölün ortasından!” (s. 65)

 

“Babamız Yakup nerde a canlar / Onun evreni sağaltan gözleri nerde kandili nerde” (s. 87)

 

Ali Emre’nin bu kitabıyla birlikte Onarılmış Yas Bitiği, Milyon Sesli Mızıka ve Kıyamet Mevsimleri adlı diğer kitapları ihtiva ettikleri Kur’anî unsurlar açısından incelense yeridir. Böyle bir çalışma, Ali Emre özelinden hareketle, bir yandan son dönem şiirimizdeki İslâmî materyali ortaya çıkaracak, bir yandan da örnek bir İslam sanatkârının konumunu gösterecektir.

 

Bu işi başka bir zamana yahut başka araştırmacılara havale ettikten sonra, şuraya geleceğim; Ali Emre şiirinin dönemin ruhunu (çağının alametlerini) dört dörtlük yansıttığına…

 

Doğrusu bu konuda da çağdaşlarına fark atıyor Ali Emre. Diyebiliriz ki, son yirmi beş otuz yıla ait tarihi, kültürel, ekonomik, siyasi, politik vb. kayıtları yanıp kül olsa, toplum bir bellek kaybı yaşasa, Ali Emre’nin şiirleri bizim bunları tekrar tespit etmemizi sağlayabilir.

 

Yeryüzüne Dağılan’ı okurken eserin bu yüzüne özellikle dikkat kesilmemek mümkün değil.

 

Oturma Grupları şiirinden:

 

“… arap baharını, sabun zannederler. yaz kış / tatildedirler. Sabah akşam oturma eyleminde. geviş getirmede / az ileride, cumartesi anneleri vardır bir de. Cuma bacıları / hafta sonu teyzeleri. pazartesi bayanları. salı pazarı kızları.” (s. 22)

 

Cuma Namazından Sonra, Beyazıt’ta şiirinden:

 

“Eskiden ecmain derdik bir de. oğlum bak git diyoruz şimdi. koç gibiyiz maşallah.” (s. 50)

 

“Yine de bu yıl fitne seyreldi hacı, cübbelere solarium iyi geldi. Şikeden yakındık / Mezarlara dek girdi olimpiyatlar kene azaldı benzin çalıyoruz askeri üslerden” (s. 52)

 

Bir seçme yapalım, bakalım şair dönemin zihniyetini daha başka hangi kelime ve kavramlarla şiirinde işlemiş: Paintball, Geremino, Amerika, Newyork Times, sendika, Babam ve Oğlum filmi, Kenan Evren, Çernobil, Ahmet Kaya, Waldo, Edip Cansever, Emin Çölaşan, Turgut Nereden Koşuyor kitabı, mayın, dipçik, Ortadoğu, lastik yakan çocuklar, f tipi zindanlar, Dilo dilo yaylalar türküsü, Afrika, Dünyanın En Güzel Arabistanı kitabı, Malcolm X, Frank Sinatra, borsa, İsveçler, son dakika golü, Teksas, Cahit Arf, Çavdar Tarlası’nda Büyüyen Çocuklar, Papalagi, Suriye, İkna Odası, Ekonomi Politik kitabı, Roni Margulies, Kemalist, Yaşar Nuri, “Cemaat”, halk plajları, Arakan, Uludere, Karşılıksız İyilik, boşanmalar, jet ski, Mursi, biber gazı, sosyal medya, Kahire, Bağdat, Diyarbakır, İstanbul, Filistin, Kalın Türk, Fadime Şahin, balans ayarı, Sincan, Van depremi, Dersim, Erciş, Gazze…

 

Bu liste böyle uzayıp gider… Tabii ki şiirin ruhuna büründürülmüş bir şekilde…

 

Ali Emre–zihniyet ilişkisiyle ilgili satırları şöyle noktalamak istiyorum: Şairlerimiz gerçekten dinamik metinler yazmak istiyorlarsa, Ali’nin yolunu dikkatle incelemeli…

 

Yeryüzüne Dağılan’ı okurken kitabın üzerine aldığım notlardan birisi şöyle:

 

“Yakıcı Ali Emre şiiri, çünkü gençliğimizin yıkımlarını yazıyor.” 80’lerde İstanbul adlı şiirin altına düşmüşüm bu kaydı. Bizim ilk gençlik yıllarımızla örtüşen bir şeyleri anlatıyor zira bu şiir…

 

Bir başka sayfaya da şöyle yazmışım: “Ali’yi Hz. Ali gibi okuyorum.” Nasıl Hz. Ali gibi okumayayım, Ali Emre’nin şu yazdıklarını başka nasıl izah edeyim:

 

“Bir namaz kılalım önce omuzlarımız çürüsün kardeşlikten” (s. 26)

 

“Saraya telâş düşer sokağa kıyam sabaha felah” (s. 66)

 

“Ele zincir düşer gönle cemre yola bismillah” (s. 68)

 

http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Yeryuzune_dagilan_siir/14193#.UU1rcRz8FkZ