ŞİDDETLİ BİR ÖZ PATLAMASI OLARAK DEVRİM

benadryl and pregnancy first trimester

benadryl and pregnancy
Poetik Haber

 

Güncelin yakınında seyreden, güncel siyasete dair göndermeleri olan bir şiir yazıyor Ali Emre. 



Poetik Haber

13 Ağustos 2014


Mustafa Nurullah CELEP


ALİ EMRE ŞİİRİNİN İDEOLOJİK BİLEŞENLERİ:

YERYÜZÜNE DAĞILAN ŞİİRLER ÜZERİNE NOTLAR


Güncelin yakınında seyreden, güncel siyasete dair göndermeleri olan bir şiir yazıyor Ali Emre. Okur Kitaplığı’ndan çıkan son şiir kitabı Yeryüzüne Dağılan* şiirleriyle bu dışbükey siyaseti daha bir duyurduğunu düşünüyorum Emre’nin. Yeryüzüne Dağılan Şiirler, bünyesinde barındırdığı yoğun, dışrak enerjisiyle önemli bir şiirsel toplamdır benim gözümde. Önemli olduğu için de -dostane duygulardan uzak- eserin dışrak enerjisinin yayılımına dair düştüğümüz notları paylaşmayı, okurun ve diğer şairlerin de bu paylaşımdan kendi duygu ve düşünce dünyalarına yönelik bizce de mühimsenebilecek katkı ve hisse payları alacağını umuyoruz.

Evvelen yazımızın başındaki yargımızı açalım: Ali Emre’nin şiir algısı, bu eserde çokluk dış dünyaya ayarlı, dış gerçekliği temel alan bir şiirsel ve düşünsel zemin üzerinde yükselir. Bu zeminin yapıtaşları aşk, devrim ve özgürlük duygusudur. Ali Emre’nin şiir kulağı aşk ve devrimden yana çalışır. Özgürlük, siyasi baskı biçimini alan rejim algısından kurtuluşu imler, bunun yanında özgürlüğün bir diğer yönü ise esaret altındaki Müslüman toprakların işgalinden kurtulmanın şiirsel işaretlerini taşır. Ali Emre, şiirsel-eleştirel-estetik gereçlerini bu yapıtaşlarıyla sarıp sarmalar, bir düzene (mısra düzeni), bir biçime (dolukmuş, sert, sarsıcı bir söyleyiş biçimi), bir biçeme (yüksek sesle özgürlüğe vurgulu eleştirel ses), bir anlama (zulme rıza göstermeyen muhalefet) kavuşturur.

Şairi aşk paklar ama Ali Emre’yi daha çok Ortadoğu’nun kalbine kalbine ilerleyen bir devrim paklar. Sistem lordlarının Ortadoğu toprakları üzerindeki yeniden dizayn çalışmalarına yönelik öfkesi, devrim duygu ve düşüncesiyle koşut bir biçim alır. Şairin projeksiyonu Ortadoğu’ya yöneliktir daima. Şiirsel sesi ve nefreti şiddetli ise bu, Ortadoğu’da zulüm vuku bulduğu içindir daha çok. Yeryüzüne Dağılan Şiirlerden yoğun ve etkili bir özgürlük duygusu yayılır. Bu eserde kişisel açmazların ve çıkmaz düşüncesinin dramatik acısına ve lirik sızlanışına çok nadir rastlıyoruz. Sert, sertleştirilmiş, çatık kaşlı ve ses dozajı yüksek bir şiir karşısındayız.

Umut düşüncesi, zulmün bu dünyada, bu dünya özelinde Ortadoğu topraklarında yer bulamayacağı günlerin geleceğine dair inançla yüklüdür. Devrimci, savaşkan bir umuttur bu. Yakarış ve intikam duygusu umuda eşlik eder. 

Yeryüzüne Dağılan Şiirleri izleksel okumaya tabi tuttuğumuzda eserin ilerleyen bölümlerinde eleştiri içerikli bir değişim izleği ile karşılarız. Değişim izleği yakın tarih ilgisiyle siyasi bir veçhe kazanır. Bu izlek de Emre’yi protest damarın yoklanışına daha bir yakın kılar. Oturaklı bir konuşma dili, bu konuşma dilinin metin üzerinde ve bağlamında şekillenişi, Emre’yi siyasi epiğin kulvarına getirir. Değişime eleştirel bakışın nedeni, hem siyasi dekorasyonun bugün aldığı biçim, hem de yakın geçmişteki devrimci figürlerin içinde yer aldığımız günlere kadarki yaşadığı başkalaşımdır. Eleştiri, bu noktada şekillenmeye başlar. 

Toparlarsak, umut, aşk, devrim ve değişim Yeryüzüne Dağılan’ın kavga eksenli şiirlerinin biçimlenişinde, esere tematik bir bütünlük fikri verilmesinde, eserin yazınsal uzamında dört ana direği, temel harcı, temel çatkıyı oluşturur, diyebiliriz.

Devrimci ve kahraman imgesiyle filizlenen umut

‘Devrimci ve kahraman imgesi’, ‘Diriliş İçin Vezn-i Âher’, ‘İnşaata Çalışan 11 İşçi…’, ‘Devrim Delisi’, ‘Adı Nurettin Zengi Olan’ isimli şiirlerde öne çıkan iki tematik göstergedir.

Şimdi bu iki tematik göstergeyi okumaya çalışalım:

Bu şiirlerde, izleksel olanın okuyucuya yansıtmaya çalıştığı ana fikir, yıkımın, zulmün, haksızlığın varlığına dair eleştiri; karanlığın, yoksunluğun, çöküntünün yıkıcı etkisine karşı yiğitlik/kahramanlık; kahramanlığın düzen veren çağrısı; zulmü nihayete erdiren tutumlara yönelik beklenti; devrim sonrası oluşan yeni duruma dair beslenen inanç ve kahramanın gelişine dair berkitilen ufuk düşüncesidir. 

‘Belki bir gün bu viraneye yepyeni bir can gelir
Bu viraneye öncülerden çereğ ile burhan gelir
Yepyeni bir muştu ile gönüllere heyecan gelir
Can gelir burhan gelir heyecan gelir sultan gelir’ (s. 29)

‘Ey Ali! Sana şiirden soruyorlar, de k asamızdır bizim
Zorbayı yıkar. Dilimizi çözer. Ejderhayı yutar. Unutma.’ (s. 56)

‘Taşları tencerede kaynatan, kapılara yakın yatan bir anne
Mekke’yi yeniden uyarıp sarmalasın, Nil’i öpsin
Bir çocuk doğursun
Adı Nureddin Zengi olan’ (s. 64)

Ali Emre umuda ve devrime inanç besleyen bir şiirin sahibidir. Ses dozajının ve ses frekansının yüksek olması bu kuvvetli ve samimi inancın bir yansımasıdır. Şairin ‘Binlerce Çocuğun Tutuştuğu’ isimli şiirinde bu devrimci ve nabızlı, nabız vuruşlarına ayarlı umudun domurmuş halini tüm belirginliği ile okumak mümkündür:

‘Sana bir yer göstermemiştim yaralıydım Ortadoğu kahramanlar / arıyordu
Tahrir miydi ses veren yoksa mavi Marmara mı o milyon sesli mızıkadan
Susamış kaç tarik gülümsüyordu binlerce çocuğun tutuştuğu ırmaktan’ (s. 78)

Dinamik bir öz olarak aşk

Ali Emre Şiirinde aşk, dinamik bir öz olarak bütünlüklü bir mısra düzeni ile şekillenen temel bir izlektir. Bu izleksel yapılanmada aşk ve bunun yanında siyasi bakış, yan yana serazat bir coşku halinde dışa vurulur. Örneğin ‘Kazadan Beladan Sakınır Gibi’ isimli şiirinde aşk, safiyetini muhafaza eden şiirsel özüyle, sınırlarından taşmaya teşne hareketli edası, biçimde denetlenmiş eleştiri düşüncesi, şiirsel dikkati, bütünlüklü mısra düzeneği ve zapturapt altına alınmış dinamik içeriği ile Ali Emre’nin bugüne dek yazdığı ve eserleri içinde ayrı bir yerde durduğunu düşündüğüm en başarılı ve nitelikli şiirlerindendir. Bu şiir, bu medeniyet sistemi içinde bilgisayar ağlarına takılmış modern bireyin tam karşısında, aşkın ölmediğinin ‘aşkın’ bir kanıtı gibi durur. Aynı zamanda bu şiir, Ali Emre’nin yüksek sesle okunabilen, Temiz Bir Türkçe ile yazılmış ‘yüzü pak’ şiirlerindendir.

‘Aşk ile sarıl güneş görmemiş koyaklar gibi sarıl dille yıkanır gibi sarıl
Babam öldüğünde el kadardım ben, beni herkesten kıskanır gibi sarıl’ (s. 9)

Şiddetli bir öz patlaması olarak devrim

Geneli itibariyle Yeryüzüne Dağılan Şiirlere özde bir Ortadoğu duyarlığı hâkim. Şiirlere egemenliğini kuran bu duyarlığın yaygınlık göstermesinin temel nedeni, bu topraklarda zulmün vuku bulması, bu toprakların işgal sonrası şekillenen ve değişen yapısı, bu topraklarda uzun süre devam eden Amerikan hegemonyasıdır. Bu haksız işgal ve ifsat edişe şairin öfkesi şiddetli bir dil biçimini alır, bu dilsel ve şiirsel şiddet metin düzleminde bir öfke çağlayanı ve bir öfke patlaması şeklinde şiir kanalıyla dışa vurulur. Ali Emre Şiirinde öfke, keskin, keskinleştirilmiş şiddetli ve sert bir bilinç, canından taşan dorukta bir anlatım ve bir duyarlık çığırıdır. Yine de şiddetin bu şiirsel dili, düzenlenmiş, bir düzene kavuşturulmuş, kontrollü eleştirel süzgeçten geçirilerek sunulur. Bu acı ve yara almış bilincin şiirsel yansımalarını ‘Amerika Ortadoğu’da’, ‘Adı Nureddin Zengi Olan’, ‘Acıyla Sınanan’, ‘Binlerce Çocuğun Tutuştuğu’ isimli şiirlerden okumak mümkündür.

‘İtişip duran askerler, hırlayan semiz köpekler avluda
Ne yumuşak bir müzik ne o soğuk kupalar’ (s.27)

‘Bağdat’ın içine artık yassız girilsin
İblis’in avanesi gebersin kahrından!
Allah’ım!
Şimdi âteşin bir âdiyat yükselsin şu sümsük çölün ortasından!’ (s.64-65)

‘İri bir kan lekesidir az ötemizde filistin’ (s.67)

Umudun ve iyimserliğin devrimci türküsünü çığırmak

Savaşın ve kanın zamana hükmünü geçiremeyeceğine dair dirençli, kavi bir inançla yazıyor şiirlerini Ali Emre. Sesinin yüksek olması şair tabiatının kanamasındandır. Tabiat da kanar, duyarlıkta da çatlaklar oluşur. Buna sebep, kanın bu çağda (barbarlar çağı) hükümferma olması, egemenlik kurmasıdır. Ali Emre Şiirini ‘Kırkayak’ dergisinden bugüne takip ediyorum. ‘‘Yüreği yanmış’’ şairlerden biridir Emre. Gerçekte yüreğinin yanıklığı ne bir ‘aşk acısı’dır, ne de başkaca kişisel meseleler.. İçinde yer aldığı ve tanığı olduğu çağın hali pür melalidir yüreğini yakan. Artık olağan hale gelen savaşlar, alışıldık bir görünüm kazanan yıkımlar, sıradanlaşmış kıyımlar, f tipi ceza evleri, resmi ideoloji kurbanları, siyasetin kumkuması içinde değişip dönüşenler, değişim lodosunun ‘dava delisi’ abide şahsiyetleri duçar bıraktığı aşınım ve heyelanlar, Ali Emre Şiirinin siyasi boyutunun şiirsel gereçlerini ve duyarlık biçimini belirler. 

Yeryüzüne Dağılan Şiirlerin devrimci duyarlığında, kökte bir fikir ve duygu olarak umut ve iyimserliğin mevcut bulunduğunu her halükarda söyleyebiliriz. ‘‘Hâlâ ve her şeye rağmen bir umut vardır’’ düşüncesi, Ali Emre’nin duygu belleği ve düşünce defterinde varlığını daima muhafaza eder. 

Özel ve Uyar’daki epik kanal

Yeryüzüne Dağılan Şiirlerde yer yer İsmet Özel ve Turgut Uyar Şiirinin siyasi damarını yokladığı da oluyor Emre’nin. Şair daha çok bugünün güncel siyasetine ilişkin bu iki damardan Ortadoğu eksenli epik bir kanal açıyor. Devrimci bir şiir kanalı diyebiliriz buna. Sert, siyasi, gürbüz, coşkulu, etkili ve domurmuş bir şiir kanalı.. Şairin ‘Bıraktığın Yerden’ isimli yüksek sesle okunabilen protest edalı şiirinde bu damarın gür, akışkan çağıltısını duymak mümkündür. Şair söz konusu şiirinde Uyar Şiirinin siyasi tarafını ve şiir çizgisini, bugünün eleğinden geçirerek güncel siyasetin içine taşır. 

‘Sonra upuzun susmak başladı yine, davacı zengin davalı yoksul oldu
Kan ve ateş getirdi evimize çok uzaklara gidip sesi iyice çopurlaşanlar
Geceleri korkuyu örgütletip sabah her yeri suya sabuna boğanlar
Çöktüler ümüğüne ayaklanan çocukların, yatağımız birdenbire/soğudu.’ (s. 20) 

Yine Emre, ‘Kanamalı Gazel’ ve ‘100 Temel Eser’den’ isimli şiirlerinde eser adlarından metinler arası ilişkiler kurarak Uyar’ın Divan’ı üzerinden ve Divan’daki siyasi damarı, bugünün dünyasında yeniden dener, işlek hale getirir. Şair bu yolla Uyar’ın bir deneyini işletime sokarak hem bir müfredat eleştirisi yapar, hem de bugünün dünyasında Uyar Şiirinin imkânlarını yeni ve özgün bir bakışla işlevselleştirir.

‘Ali dalsa şimdi bu puştlar meydanına üç kulhü bir elham ile sevgili
Kılıç kalkanlar kanar. Kavuklar kaftanlar kanar. Kahramanlar kanar.’ (s.18)

‘Beyazından kaçarken ben, yeşil gece tuttu ansızın yenimden
Yaban illerde üstüm başım ateşten gömlek’e belendi sandım’ (s.41)

‘80’lerde İstanbul’da’ isimli şiirin Yeryüzüne Dağılan Şiirlerde ayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum. Bu şiiriyle Ali Emre, anlatımcı siyasi epiğin dramatiğe bakan boyutlarına, 80’lerin siyasi-kültürel atmosferine yönelik betimlemeleriyle yeni bir taş ekler, yeni bir boyut katar. Şiire dramatiklik niteliğini kazandıran şiirsel duyuş bakımından dokunaklılığıdır, epik yön ise anlatımcılığı ve durum tespitleridir. Şiirdeki yaşantı eksenli duygu kırılmalarını göz önünde bulundurduğumuzda, şiire epik duyarlıktan ziyade dramatik duyarlık hâkimdir. İçerik açısından ‘geçmişle hesaplaşma’ temi belirleyici bir izlek olarak şiirin iç işleyişinde hükmünü yürütür.

‘Vakit yoktu bakışmaya çekirdek satıyordum akşamları
Düşünce kolum kırılmıştı gece kaçak giriyordum yurda
Anamın gözyaşları birikir tombul bir mektuptan ağardı
Üç gün de bir bayılıyordum ve edip cansever sağdı
-‘Babam ve oğlum’u kırk kere izleyen kaç kişi var?
Akşamları üstümüze hep bir kenan evren sıçrardı.’ (s.13)

Sonuç olarak… Devrimci dünya görüşü ve korkunç irade… Ali Emre’nin Yeryüzüne Dağılan Şiirlerindeki siyasi-epik şiirlerini en iyi bu sözcükler tanımlar. Günümüz şiirinin sızlanan-homurdanan öznelerine karşılık çakı gibi sağlam iradeli ve korkunç bir şair karşısındayız. Sanırım tek zaafı, anti-estetik tutumundan dolayı şiirlerindeki mesaj kaygısının fazlaca ağırlık göstermesidir. Buysa estetiğin ihmali, söylev edasının öne çıkması anlamına geliyor. Duygulanımlarını ‘eleştirel denetim düşüncesi’ne tabi tutmadığı yerlerde, söylev edası belirgin, anti-estetik mısralar ortaya çıkabiliyor. Estetize algıyı zedeleyen, slogana yakın seyreden bu mısralar, estetiği de göz ardı etmeden diyalektik bir bütüne kavuşturulduğunda bundan sonrası için Ali Emre’den daha nitelikli şiirler okuyabileceğiz. 



Sonuç olarak, Ali Emre’nin Yeryüzüne Dağılan Şiirleri, ‘Modern Şiirin Ölümü’ne dair şiirler yazıldığı bir dönemde anti-modern tavrı ve anti-estetik tutumuyla siyasi şiir okuyucuları için bulunmaz hint kumaşı niteliğinde... 

*Ali Emre, Yeryüzüne Dağılan, Okur Kitaplığı, Kasım 2012, İst. 

Kaynak: http://www.poetikhaber.net/haber.php?isl=oku&id=522