HIZ VE HAZ İÇİMİZİ BULANDIRDI

low dose naloxone vs naltrexone

naltrexone vs naloxone mechanism of action peider.dk
Akşam Gazetesi

 

 Deneme, öykü ve şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan Dursun Ali Sazkaya’nın ikinci kitabı raflardaki yerini aldı. ‘Geceleyin Bir Yolcu’ ile roman türündeki ilk eserini veren Sazkaya’yla kitabını ve yazı serüvenini konuştuk.

25 Kasım 2014 Salı

Adnan Özer

Farzet ki Dönemedim-Kaçkarlara Sığmayan Hayatlar’ anı kitabıydı. Kurmacaya, hikâyeye, romana göz kırpıyordunuz ve ‘Geceleyin Bir Yolcu’ ise bir roman. Yazı serüveninizden biraz bahseder misiniz? 
İnsan hayatının kuru bir zaman aşındırması ve anlamsız mesai tüketimi olmadığını düşünürüm. Bu nedenle bir anı kitabı olmasına rağmen öykü tarafı ağır bastı ‘Farzet ki Dönemedim’de. Yazı serüvenim aslında şiirle başladı fakat sonra düz yazıya yöneldim çünkü ifade alanı daha geniştir düz yazıda. İlk kitabımı okuyanlar bir anıdan daha fazlasıyla karşılaştıklarını söylüyorlar. Çocukluğun şiirsel bir yönü vardır, onu görünür kılmaya çalıştım. Çocukluğumuzu geri çağırma uğraşıydı aslında. Dönüşü mümkün olmayan zamanlara yakılan bir ağıttı. 
coğrafyasını yitiren insan...

Tanımlar eseri kısıtlar, bunun sakıncasını bir kenarda tutaraksak ‘Geceleyin Bir Yolcu’ bir coğrafyanın, bir coğrafyaya ait bilincin romanıdır demek mümkün mü? 
Kaybettiğimiz değerlerden, yitik cennetimizden, bize ruh veren coğrafyamızdan kopmanın yarattığı parçalanma ve yurtsuzluk duygusudur bu roman. Çocukluğunun cennet yurduna dönmek isteyen ancak o dünyanın darmadağın olduğu gerçeğiyle karşılaşan bireyin dramatik yolculuğu anlatılıyor. Kahramanımız sürekli geriye dönüş seanslarındadır. Bu durum gerçek yaşamından kopmasına sebep oluyor ve böylece sanrı dünyasında buluyor kendini. Artık eski dünyaya, dönememenin yaşattığı üzüntünün yanında modern zamanların koşullarına ayak uyduramayan bireylerin, moderniteye yenik düşen toplumların çaresizliğine tanık olmanın yarattığı umutsuzlukla deliren bir karakter var karşımızda. Coğrafya, harita ve yeryüzü şekli değildir sadece. Bilinçaltı ve bilinç üstü dünyamızdır. Coğrafyasını yitiren insan şizofreniktir. 

Roman, alt metninde yolu-yolculuğu barındırıyor. Modern zamanların insanı için ne söylüyor bu hâl bize? 
Modern insan sürekli göç halindedir. Bu durum köksüzlüğe düşürür. Hatırasız yerler kartpostal gibidir. Çok güzel görünebilir ama orada sahici bir dünya kuramayız, kendimizi oraya ait hissedemeyiz. Yerleşik bir göçebe olarak kalırız. Modern hayatta çıldırı her an kapınızı çalabilir. Aidiyet duygusunun olmadığı, insan ilişkilerinin pratik ihtiyaçlara indirgendiği, ruhun dolaba kilitlendiği bir çağda yaşıyoruz ve ne yazık ki bu hayatın bir alternatifi de görülmüyor. Hız ve haz arasında bir yaşam sürüyor modern insan. Bu sürece ayak uyduramayanlar sistemden çıkarılıyor ve değersizleşiyor. Roman karakteri İhsan, bu döngüye ayak uyduramadığı için kaçmak istiyor modern yaşamdan; ancak ne zaman ne de koşullar müsait bu kaçış için. Böylece kişiliği ve dünyası bölünüyor. Bu yolculuk onu trajediye sürüklüyor. 

Bir savunmadır sanat

Karakterin iç âlemi ile sıkıştığı dış dünya arasında onu bir anlamda kurtaran çok sayıda eserin adı anılıyor, şarkılar, kitaplar... Cemil Meriç’in dediği gibi insanların kıyıcılığından kitaplara, şarkılara, sanata mı kaçıyoruz? 
Bir düşünürün dediği gibi, sanat ruh gevşetici bir ilaçtır. Bir savunmadır sanat. Günlük yaşamda insanlar acımasızdır. Kitaplar ve şarkılar, aşılmaz bir duvarın dibinde yaşamaktan alıkoyar insanı. Sanat rehabilite eder. Karakterin iç dünyası karmakarışıktır, bilinci paramparçadır. Ama yine de yaşamı bırakmıyor; bunu sanata borçludur. Hız ve haz içimizi bulandırdı; sahici bir sanat biraz olsun ferahlık verebilir. Romanımda pek çok eserin adı anılıyor, bunun bir sebebi de okuru nitelikli eserlere yönlendirmektir. Hem bu sayede roman, bir ayinsel yolculuğa çıkarıyor okuru.

Modern yaşamdan kaçış imkânsız

Bu kaçış da aslında bir yolculuk olabilir mi? 
Kuşkusuz. Ancak modern yaşamdan kaçışın imkânsızlığını bir tarafa bırakalım, modernliğin ulaşamayacağı yer bile kalmadı. Burada vermek istediğim mesaj şu; eski zamanlara, çocukluğumuzun güzel yurduna dönmek artık mümkün değil. Dönmek cesaretini gösterebilenler ise delilerdir sadece. Saf ve dingin bir yaşamın imkânsızlığını görecektir okur, bu romanda.

Kaynak: http://www.aksam.com.tr/yasam/kultursanat/hiz-ve-haz-icimizi-bulandirdi/haber-356965