Okur Kitaplığı Kitap Listesi

Gülenay Pınarbaşı - Anadolu'nun Ermiş Kadınları / Araştırma
08 Kasım Çarşamba 2017, 200 sayfa

Gülenay Pınarbaşı, bu eserinde bu toprakların manevî mayasında harcı olan Ermiş Kadınların kadim kültürden gelen hikâyesine eğiliyor, sosyolojik bir kültürel belge niteliği de taşıyan eser, Anadolu kadınının tarihsel süreç içinde şekillenen “metafizik yürüyüşü”ne okuru tanık kılıyor.
Kimi zaman yolda kalmışlara, zorda olanlara yetişen Hızır Kadın, kimi zaman geleneğin muhafızı ders veren bir dervişe, olağanüstü hâller gösteren bir uyarıcı, Aşk’ın od’unda yanmış bir kavuşamayan, kimi zaman da dünya zevklerinden el etek çekmiş ve fukaraya kendini adamış bereketin, doğumun, gövermenin timsali feragat ustası bir pîr-i fâni… Anadolu kadınları…
Söz’ün popüler kültür ve sosyal medya aracılığıyla vulgarize olduğu ve yavanlaştığı post-kültürel bir çağda Gülenay Pınarbaşı’nın, titiz bir sosyal bilimci olarak geleneğin söz ambarından ve manevî deposundan, günümüz insanının hız ve haz atmosferinde elimine olan ve türlü modern sorunlar ve açmazlarla boğuşan yalınkat dünyasına ve göz erimine, tasavvufun yerli epik evreninden kült kahramanlar sunarak her birimize yol işaretleri, işaret fenerleri ve ışıklı bir aydınlık getiren Anadolu’nun Ermiş Kadınları eseri, “Anadolu kadını kahramanını arıyor” cümlesinin de somut bir verimi, üzerinde çalışılmış sağlam bir kanıtıdır.
Anadolu’nun Ermiş Kadınları, birçok iş ve yoğunluk içinde kendi ben’imizi bulmaya çalıştığımız veya yitirişler yaşadığımız bu yapay zamanlarda kronikleşmiş yeni/modern sorunlarımıza kadim çözümler üretiyor.

18.00 TL (KDV dahil)
Gülenay Pınarbaşı - Anadolu'ya Adını Veren Kadınlar / Sosyoloji
27 Nisan Çarşamba 2016, 158 sayfa

Duru, masmavi bir gökyüzü
Kenarında bir bulut parçası…
Bir ardıç ağacı tepesinde bir kaya…
Uzakta bir Yörük çadırı
Ağacın altında yaşlıca bir kadın, bulutların gölgesine bakıp
Tek kişilik bir efsane anlatıyor, üç cümlede…

Kadınsal imgeleri olan bir efsane
Doğumu, yaşamı, aşkı, kudreti içine sığdırıyor
Ansızın bir telli turna beliriyor
Hasreti, dumanı, derdi aman vermeyen feleği hatırlatıyor sanki
Uçurumun kenarında bir gidip bir geliyor
Denizle dağın birleştiği ufuk çizgisinde ululardan bir zat beliriyor
İşte gönül efsanesi orada başlıyor:
“Su gibi duru olsun yüreğin” diyorken
Mor-beyaz bir efsaneye dönüşüp bir şehrin adı oluyor
Obanın, tepenin, köyün, ormanın adı…
Sözün hikmeti, nazarın can alıcı büyüsüne bulanıyor
Bir deyiş, bir nakış, bir isim bırakıyor…
Roza-Rize, Kastamoni-Kastamonu, Mara-Mardin’e dönüşüyor…

15.00 TL (KDV dahil)