Okur Kitaplığı Kitap Listesi

Ümit Aktaş - Rüya / -
01 Şubat Pazartesi 2010, 200 sayfa


Ümit Aktaş’ın 10 yıllık çalışmasının ürünü olarak ortaya çıkan bu romanı hayatın çoğunlukla tekdüzeleştirilmiş ve körleştirilmiş yanlarını tahlil eden ve hakikati ve belki de gerçekliğin ötesini sezinleyen bir karakter etrafında gelişen olayları ve durumları son derece akıcı bir üslupla gözler önüne sermektedir. “Rüya”da varolduğumuz dünyanın ve bu dünyanın şekillendirici ve şartlandırıcı kayıtsız zorbalığının bir birey üzerinde nasıl etkiler yarattığının anlık fotoğraflarını bulacaksınız.



17.00 TL (KDV dahil)
Hakkı Özdemir - Mutsuzluk Fotoğrafları / -
28 Nisan Çarşamba 2010, 112 sayfa

“Fethi’nin her şehrin kendine has bir kokusu olduğunu
söylemesi mümkün olsa bile, İstanbul’un kendine has
kokusunu duyabilmesi için Sirkeci’ye giderken yolu üzerindeki
derneğe şöyle bir uğrayıp Murat’ın arkadaşları arasında ilk o
gün gördüğü bordo hırkalı kızı düşünerek oradan ayrılması ve
kirayı ödeyip ev sahibinin iş yerinin bulunduğu handan çıktıktan
sonra köprüye kadar yürüyerek balık tutan kalabalığın arasında
bulduğu bir boşluğa sığınıp düşünmesi gerektiğini bildiği
söylenemezdi.”

“Ses dağılıyor, dağıldıkça coşup kanatlanıyor, bir kuş sürüsü
havalanıyor; kanat çırpışları, rüzgâr uğultusu, çığlıklar,
uzaklara, karanlığın önüne kattığı ağartıya doğru uçuşuyor…
Sürükleniyor… Kuşlar küçülüyor, iyice ufalıyor, görünmez
oluyor… Bir çağıltıyla beraber derlenip tekrar dağılıyor. Kıyıda
bir cümbüş başlıyor. Gölgeler dans ediyor. Küçücük bir delik,
onlarca, yüzlerce karıncayı kendine çekip yutuyor… Derken
ses toplanıyor… Kısılmaya başlıyor, kısılıyor, kısılıyor, dalgalar
sakinleşiyor, köpükler yavaşça sönüyor… Sönüyor, sönüyor,
köpüklerin sesi duyulmaz olunca, ses susuyor…”



12.00 TL (KDV dahil)
Güray Süngü - Kış Bahçesi / Roman
10 Şubat Cuma 2017, 296 sayfa

Bir yazarın hayatı yeniden kurma çabasıyla yola koyulan roman, masumiyet ile ölümsüzlük arzuları arasında dolaşan karakterleriyle okurlarına yaşamın asıl değerinin şifrelerini veriyor.

Kendine hitaben bir şeyler söyle, aklım boş ve yorgunum dışında bir şeyler söyle, kelime olur, cümle olur, her şey olur. Sık sık onayla kendini, haklı çıkar, kendine hak ver, evet haklıyım de, ben demiştim de, ama görmediniz, farkına varmadınız de, dediklerine inan, önce sen inan, sonra insanlara… Onlara…
Gözlerinin içine bakarak…


22.50 TL (KDV dahil)
Ümit Aktaş - Yeşil Vadi / Roman
01 Aralık Perşembe 2011, 232 sayfa

Usta yazar Ümit Aktaş’tan bir geriye dönüş romanı.

Türkiye’nin çalkantılı dönemlerine bir ailenin aynasında ışık tutan Yeşil Vadi, cenderelerden geçerek, düşünce ve inanç dünyasında köklü değişiklikler yaşayan bir akademisyenin zihninde dolaşırken, okurlarına asıl mutluluk ve huzurun kaynağını işaret ediyor.

Bir oluşum (bildungsroman) romanı olan Yeşil Vadi, aynı zamanda büyük bir birikimin romanı.

“Bir yılan gibi değiştirdiğim kabuğumda hangi gizemler saklı? Günden güne kalınlaşan bu derinin altındaki o katmanlar ya da giderek incelen bir görüntünün ardında kaybolan o umutlar… Hâlâ sürmekte olan bir şaşkınlık ve durulmayan bir yürek, hâlâ akmakla tortulanmak, aramakla yetinmek arasındaki tereddütlerini giderememiş bir acemilik.”

18.00 TL (KDV dahil)
Ali Haydar Haksal - Anzelha İle İbrahim / Roman
03 Ocak Salı 2012, 172 sayfa

Anzelha ile İbrahim.
Düş ile gerçeğin arasındaki ince çizgide ilerleyen roman, aşkın ve hakikatin sırlarını sorguluyor. İnsan kalbinin ne işe yaradığının unutulduğu bir çağda Ali Haydar Haksal bize “biz”i hatırlatıyor.

“Kentten yeni çıkmış sayılmam kurtulmuş da sayılmam bu dağa çıkmayı ilk deneyişim de sayılmaz fakat bu dağa ilk gelişim burada seni bulacağımı ummuyordum biriyle yüzleşecektim biriyle demek ki bu sendin beni buraya çeken bir şey vardı demek ki bu sendin demek ki bu ses senin sesindi.”

15.50 TL (KDV dahil)
Selman Bayer - Kendi İçine Düşenler Ansiklopedisi / Roman
01 Mart Salı 2016, 319 sayfa

Sabit Fikir Dergisi 2012 Yılının öne çıkan 50 romanını seçti; Kendi İçine Düşenler Ansiklopedisi 13. sırada yer aldı!.

Kendi İçine Düşenler Ansiklopedisi tek kelimeyle “büyüleyici” bir roman. Genç bir memurun hikayesini anlatan romanı okurken kâh gülecek kâh ağlayacaksınız ve kitap bitene kadar elinizden bırakamayacaksınız.

Olağanüstü bir dil yeteneğine sahip olan yazarın su gibi akan duru üslubuna fazlasıyla güvendiği belli. Çünkü sıradan bir hayatı anlattığı roman, bu mahirâne üslupla birlikte harika, komik, muhalif, eğlenceli ve yer yer göz yaşartıcı bir başyapıta dönüşüyor.
Daha da önemlisi, Selman Bayer, bu romanıyla, postmodernizmle çalkantılı bir ilişki yaşayan modernist Türk romanının da yüzünü temize çıkarıyor. Türk romanında hemen hemen hiç denenmemişi deniyor. Balzac’tan Joyce’a, Dostoyevski’den Mevlana’ya kadar birçok üslubu başarıyla taklit ederek eserini taçlandırıyor.

23.50 TL (KDV dahil)
Güray Süngü - Dördüncü Tekil Şahıs / Roman
01 Şubat Çarşamba 2012, 512 sayfa

Dördüncü Tekil Şahıs, Güray Süngü'nün Mustafa Nihat adındaki deliliğin sınırlarında gezinen karakterinin, otuz yıl ya da üç on dakikadan müteşekkil yarım saatini anlattığı romanı.

Kötülüğün insan ruhunu ele geçirdiğini ve masumiyet için diyet ödemek gerektiğini savunan roman, insanın içindeki ahlak yasasına uç karakterleriyle saygı duruşunda bulunuyor. Aklın insanı sürüklediği kör kuyulardan çıkma çabasının, ironiyle harmanlandığı Dördüncü Tekil Şahıs, Güray Süngü'nün 22 yaşında yazdığı ilk romanı olma özelliğini de taşıyor.

“Kibar ve zarif insanlardık bizler, hoyrat yaşayan. Çok derindik, dipsiz kuyular gibi. Hiç karınca ezmemiştik, bizi ezer diye korkarak vicdanımız. Bilmiştik haddimizi. Yalnızlığı bir rüya gibi yaşayan ucuz kahramanlara yamanmıştık dar vakitlerde ve kazayla insan olduğumuzu anlayıp, yasını tutmuştuk dünyanın. Kıyamamıştık dünyaya ama hayatı yargılayıp kendisini asmak herkesin harcı değildi. Ne kadar zordu hayat biliyorduk. Elinde bir çift zar vardır, atarsın. Uçurumdan aşağı…”

32.00 TL (KDV dahil)
Ümit Aktaş - Adem / Roman
01 Şubat Çarşamba 2012, 160 sayfa

Âdem okurlarını dünyanın en eski hikâyesini yaşamaya davet ediyor.

Orada insanın hem kendisiyle hem şeytanla mücadelesini anlatırken, günümüz insanının modern hayatı ve modern dünyanın tuzakları da beliriyor akıllarda. Aslında herşey kendisini aşmak isteyen insanın kendisine çizdiği sınırda bitmiyor mu?

Kainatın en büyük başkaldırısının, ilk kaçışın ve en uzun sürgünün romanı.

Herşeyin nasıl başladığını merak etmiyor musunuz?

“İnsanın iki cenneti vardır çünkü; biri ardında, diğeri ise önündedir; biri geleceği, diğeri geçmişidir; biri ütopyası, diğeri nostaljisidir; biri yurdu, diğeri gurbetidir; biri acısı, diğeri mükâfaatıdır. Birinden düşersiniz, diğerini ise kazanırsınız. Ama birini kazanmak için mutlaka diğerini terk etmelisiniz.”

15.00 TL (KDV dahil)
Ümit Aktaş - Musa ve Yol Arkadaşı / Roman
22 Kasım Salı 2016, 192 sayfa

Musa ve Yol Arkadaşı, uzun bir yolculuğun, insanın yaratıcısına doğru uzanan yoldaki sonsuz yolculuğunun hikayesini anlatıyor bize.

En basitin içindeki mucizeyi görmeye çağırıyor bizi. Mucizevi olanı görmeye direnenleri işaret ediyor. İnsanın içindeki putları kırmayı vaadediyor. Görünenin ardındaki giz, sırların ardındaki hakikat, Musa’nın hikayesiyle görmeye hazır insanlar için açığa çıkıyor.

Onu öldürmüşsün dedi; bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın. Sükûnetini bozmayan bilge kişi ise Musa`ya, ben sana benimle beraber olmaya katlanamazsın dememiş miydim diye söylenerek yürüyüp uzaklaştı oradan.

17.00 TL (KDV dahil)
Zafer Acar - Suçsuzluğumu Affet / Roman
01 Mart Perşembe 2012, 424 sayfa

Bugünün dünyasında, bugünün İstanbul’unda aşk, ayrılık, hasret, kin, acı nasıl yaşanırsa öyle yaşanıyor bu romanda. Okurunu hırpalıyor, kanatıyor. Tepkisiz kalamayacağınız büyük bir ilk roman başarısı.

Yokluğunu bile unutmak istediğim gün, gerçekten unutmak istediğim gün, bir diş hekimine gidecek, seni çenemde açtığın o deliğe gömeceğim, “kendi kazdığın kuyuya düştün” diyeceğim, diş hekimine “bu dişi bir anıt mezar gibi yap, orada eski sevgilim yatacak” şeklinde sipariş vereceğim.

28.00 TL (KDV dahil)
Şeyma Yol Kara - Taşlar ve Küller / Roman
01 Ağustos Çarşamba 2012, 285 sayfa

Ortaköy Camii’nin zarif minarelerinden yükselen ezan sesiyle başlayıp, ezanı gözleri kapalı dinleyen Başak’ın, derin bir uykuya dalışıyla biten, belki bitmeyen, daha çok anlatılacak olan bu soluk kesici hikâyesi için Şeyma Yol Kara’ya şükran borçluyuz.
Geleneğin içinden nasıl zengin bir çağdaş anlatı çıkarılabileceğinin, yalın, aynı zamanda o sadelik içerisinde zenginleşen bir örneği Taşlar ve Küller. Taş ve kül de dâhil olmak üzere, neredeyse bütün özel isimler birer mecaz olarak, bu insanı kendi derinliğine çeken öyküde yerini almış görünüyor. Yazar, bizi bir insan sıcağının içine atarken, kahramanın kalbini küt küt attıran, ‘aşk, bazen devasız bir beladır. Bazen de can veren bir hayat,’ sözüyle karşılaştırıyor.
Bir solukta okuduğum hikâye bittiğinde benim ise gönlümün ücra bir yerinde, ‘aşk, kavuşma arzusuyla sürekli yanmaktır,’ sözü duruyordu…

Sadık Yalsızuçanlar

21.00 TL (KDV dahil)
Metin Önal Mengüşoğlu - Yerler Mühürlendi / Roman
01 Ekim Pazartesi 2012, 287 sayfa

Hızlı bir değişim sürecine maruz kalan bireylerin direnmek yerine kendilerini akışa bırakmalarının romanı aynı zamanda. Bir günü anlatan tüm romanlarda olduğu gibi hem ayrıntılarla hem de geriye doğru kırılmalarla dolu. Mütevekkil insanların yaşadığı Yukarışehir üzerinden Türkiye modernleşmesini ve bunun meydana getirdiği sancıları ana izlek edinen romanda Türkler, Ermeniler, Kürtler, Zazalar, Dersim İsyanı, sahih din anlayışı, hurafeler ve milliyetçileşme süreçleri anlatılıyor. Said Ağa’dan Varojan Usta’ya, Nurettin Bey’den kızı Rukiye Hanım’a, Bedriye öğretmenden Fethiye Hanım’a, Ali Fistan’dan Mamo’ya, Topal Hoca’dan Gâvur Bekir’e roman karakterleri olarak karşımıza çıkan bireyler modernleşmenin getirdiği sancıları gösteriyor. Halkın devlet karşısında hissettiği iliklerine işleyen geleneksel korkuyu pekiştiren resmi öğretinin meydana getirdiği trajediyi anlamak için mutlaka okunması gereken bir roman Yerler Mühürlendi.

21.50 TL (KDV dahil)
Güray Süngü - Pencere'DEN / Roman
10 Şubat Cuma 2017, 207 sayfa

Kendisinden başka hiç kimseyi, kendi kemiklerinden başka hiçbir şeyi kıramayan Ayhan’ın hikayesi Güray Süngü’nün sıra dışı üslubuyla okurlarını yalnızlık ve incelik üzerine düşünmeye davet ediyor.

Siz de okudunuz mu üniversitede. Benim en zorlu dönemecimdi belki orası, hiç dönemediğim bütün hepsi içinde. Orayı da dönemedim de dönmüş gibi yaptım. Diplomada sadece mezuniyet derecesinin yazması ne hoş değil mi, beş senenin özeti niyetine. Etrafımdakiler çocuk olmadığı ve çocuk safiyetine sahip olmadığı için ve ben de çocuk olmadığım ve her şeye rağmen çocuk safiyetine sahip olmadığım için tam anlamıyla korkunç yıllardı diyebilirim. Bu kadar çok var olup da görünmez olunabilecek başka bir zemin var mıdır sizce? Numaralarla fişlenip, öğrenci numarası, sınıf numarası, sınav numarası, grup numarası, tez numarası, bu kadar çok gizli kalabilmek, yokmuş gibi yaşayabilmek, binlerceden bir tane olup binlerceyi oluşturan binlerce bir değilmiş gibi olabilmek. Anlatmazsam kızmazsınız değil mi, ama üzerinize alınmayın lütfen, tamamen benimle ilgili bir mesele, yoksa size anlatmaz mıyım hiç, insanın aklı tamamen başındayken çektiği gerçek acıyı tarif edebilecek kelimeleri bulamamaktan korkuyorum da. Üzgünüm, isterseniz çok özel bulduğunuz detayları siz de anmayın. Görüyorsunuz ya insan kendisine karşı bile yabancılıktan kurtulamıyor kimi zaman. Öyle bir zaman…


17.00 TL (KDV dahil)
Ayşegül Genç - Ölü Serçe Dönemeci / Roman
22 Kasım Salı 2016, 197 sayfa

Ölü Serçe Dönemeci, insanın boğazını tırmalayan, nefes düzenini bozan bir roman.

İşkencede ölen annesinin intikamı için yıllarca bekleyen ve beklerken tarihte zulüm görmüş, işkence görmüş, zalimlerin elinde can vermiş ve her biri birer ölü serçe olan kadın direnişçilerin hikâyeleriyle öfkesini bileyleyen Şüheda’nın; kısasla, merhametle ve aşkla imtihanı. Ölü Serçe Dönemeci, insanın boğazını tırmalayan, nefes düzenini bozan bir roman.

İnsanın içi ve dışı hakkında sayfalarca yazı yazılabilir. Benim içim ve dışım hakkında ise söyleyecek tek sözüm var. Testinin içindeki neyse dışındaki o değildir: testinin içi akışkandır, dışı da bu akışkanlığı zapt etmek için taş kesilmek zorundadır.

17.00 TL (KDV dahil)
Güray Süngü - Düş Kesiği / Roman
15 Ocak Çarşamba 2014, 366 sayfa

2010 yılı Oğuz Atay Roman Ödülü

Düş Kesiği, bir sabah uyandığında kendisini yazdığı romanın karakteri ‘güvenlik görevlisi M’ olarak bulan ‘gereksizyazarın’ tuhaf ve sarsıcı hikayesini, incelikle örülmüş bir kurguyla veriyor.

2010 yılında Oğuz Atay Roman Ödülü’ne değer görülen Düş Kesiği, hem insanın en temel bilgisinin hem insanın en temel yanılgısının kendisi hakkında olacağını farklı açılardan bakarak savunuyor; varetmenin sorumluluğuyla, idealin ve tutkunun kanatıcı tarafına eğiliyor.

26.50 TL (KDV dahil)
Ayşegül Genç - Çile Kırgını / Roman
27 Ekim Perşembe 2016, 122 sayfa

Ölü Serçe Dönemeci adlı ilk romanının ardından Ayşegül Genç yine kendi duygu dünyasının ürünü bir romanla okurlarının karşısında.

Çile Kırgını, yaşadığı coğrafya ve çağa bigane kalamayan bir yazarın aşk, inanç, çile ve sabırla ördüğü bir hikaye. Dünyanın ortasında kalbi ile bilinci arasında sıkışıp kalanların hikayesi. Yanlış bir kurşunun, sokak ortasında herkesi hedef alışı... Siz de bu kurşuna hedef olmaktan kurtulamayacaksınız.

12.50 TL (KDV dahil)
Dursun Ali Sazkaya - Geceleyin Bir Yolcu / Roman
01 Ekim Çarşamba 2014, 198 sayfa

Dursun Ali Sazkaya, geleneksel yaşamlarından koparılmış, beyazların topraklarında nasibi kalmamış sürgünlere, kaybedenlere, çocukluğun masumiyetine uzak düşenlere bir ağıt yakıyor romanında. Evrensel batı kültürünün kuşatması altında kalanların feryadını seslendiriyor. Artık kırların, berrak suların, patika yolların, şefkat dolu zamanların iklimine dönebilme cesaretini kim gösterebilir. Cevabınız sadece deliler ise "Geceleyin Bir Yolcu"sunuzdur siz de.


17.00 TL (KDV dahil)
Selvigül Kandoğmuş Şahin - Yusufhan / Roman
22 Kasım Salı 2016, 136 sayfa

"- Sen buraların adamı değilsin Yusufhan. Genç kadının sesi masum bir hâl almıştı. Bu yumuşak, çocuklaşan ses genç adamın içini anlayamadığı hislerle dolduruyordu. Yerinden kalkmak için doğrulan Yusufhan, kadına cevap vermek için bir an yüzüne baktı. Alev alev yanan gözleriyle karşı karşıya geldiğinde, bakışlarını kaçırmak zorunda kaldı. Sıcaktan ve nemden durulamaz hâle gelmişti içerisi. Zuhal Hanım’ın da yüzü kızarmış, al yanakları, iri dudakları daha bir belirginleşmişti.
Yusufhan bu bakışlar karşısında, içe işleyen bu yumuşak ses karşısında eriyebilirdi, çözülebilirdi. Buradan çıkmalıyım, diye düşündü tekrar. Yüreğinden serin ırmaklar aktı bir an. Sırtından soğuk terler boşaldı. Yıllardır yalnız yüreğinde bir sevda ağırlamamıştı..."


13.50 TL (KDV dahil)
Şeyda Koç - Cennet Bülbülü - Mahpeyker Kösem Sultan / Roman
12 Kasım Perşembe 2015, 248 sayfa

Kötü sözler çıkmasın şerbet kokan leblerinden.
Her nefesin bir bedeli, her bedelin bir zamanı var.
Senin bedelin âşkımız değil.
Rabbime dua ediyorum, bu âşkımızda bizi büyük bedeller ile sınamasın Sultanım!”

Mahpeyker Kösem Sultan, tarihin derinliklerinden zorlayarak çıkardığımız bir kitabın çoğu zaman sayfalarına şerhler koyarak ve yeniden yorumlayarak okumaya çalıştığımız ve buna rağmen de bilindik ezberleri tekrarlamaya alıştığımız bir rol kadın oldu neredeyse. Şeyda Koç, tüm ezberlerin arasında düşüncelerine ve hislerine yol açarak kurgunun imkânları ile ve edebî üslûbunun yetkinliğiyle okuru hem tarihin yaşanmış dönemini yeniden üreterek algılamaya hem de hayatın satır aralarını okumaya davet ediyor.
Mahpeyker Kösem Sultan’ın tarihe iz düşmüş diğer kadınlar kadar tarihi ezberleri bozan bir rol model olduğu olgusunu içten içe hissedeceksiniz bu romanda. Onu “Cennet Bülbülü” olarak elinizden düşürmeden soluksuz okuyacaksınız


16.90 TL (KDV dahil)
Ayşe Ünüvar - Bekleyiş / Roman
23 Kasım Çarşamba 2016, 192 sayfa

Aynı zamanda bu kavramın yanında, anlatı içinde yerel anlatılar ve hikâyelerle çeşitlenen, çeşitlenerek zenginleşen, yüreğinde İlâhi olandan izler, izlekler taşıyan zarif, latif ve incelikli ve hatta dramatik veçheler de taşıyan ‘âşk duygusu’ da içsel bir serüven işliğinde sayfalara taşınıyor.
Ünüvar, dillere, gönüllere epik bir çağrışım bırakan, dilden dile, yürekten yüreğe samimi hislenişlerle aktarılan bu kadim âşk kavramını, edindiği edebiyat görgüsü ve beğenisiyle titizlikle incelterek bugünün okuyucusuna armağan ediyor.
Modern roman okuyucusu bu kitapta neyi kaybettiğini, asli özünü, ruhunda çağıldayıp genişleyen ve âşka meyyal iç sesi, tül bir perde ardında ışıldayıp duran âşkın hayalini, duygunun derin kıvrımlarla şekillenen şiirini bulacak..
Bekleyiş, âşkın dip odalarında beklemeye değecek kadar iç’te, yürekte yankılanan duygu-yoğun bir roman..
Bekleyiş’in sırrı, anlatının sonunda bulamadığımız cevabı bize geri veriyor, Âdemoğlu Bekleyiş’te âşkın sırrına eriyor.’’

17.00 TL (KDV dahil)
Ahmet Karacan - Liman Şehrinin Uzun Hikâyesi / Roman
05 Mayıs Cuma 2017, 342 sayfa

Ben yokum ama bir başkası da olmayacak…
Sen, benim düşlediğim sen değilsin… Değişmişsin; belki de her zaman böyleydin, ben ulaşamamışım.
Niçin? Ne yapıyorsun şimdi?
Yapamadıklarımız oluyor mu? Yaptıkların da… Reçeli bir dilim ekmeğe sürerken bıçağı yine mi ters tutuyorsun?
Yaşadığın bensizlik; yetiyor mu yalnızlığına?
Ama boş ver, tüketiyoruz nasıl olsa iki hayatı, sen oradan ben buradan; ikimizden bir hayat çıkaramadığımızdan…
Biliyor musun, artık seni düşünmeden de yapabiliyorum. Zor oldu… ama insanım işte, zamanla her şeye alışabilme özelliğim var.


25.00 TL (KDV dahil)
Emre Miyasoğlu - Beyzâde / Roman
08 Kasım Çarşamba 2017, 272 sayfa

Beyzâde’de sürekli betimlenen merkezi figür, vefa ve hayranlıkla anlatılan kibar bir eski zaman beyefendisi dervişmeşrep bir Babadır.
Beyzâde, ayrı kültürlerin ve dünyaların insanı olarak Burcu, Annenin ölümü ve Amcanın felç olmasıyla birlikte şekillenerek aynı kültürden ve aynı dünyayı paylaştığı cana yakın, ağırbaşlı Zehra ile birlikte yaşanan lirik bir aşkın vuslatla sonuçlandığı bir hayat ve aile serüvenidir.
Beyzâde, buruk anlatımı ve yer yer trajik, tasavvufi izlenimler ve öğeler barındıran nitelikleri, kırgınlıklar, öfkeler, pişmanlıklar ve monologlarla şekillenen iç işleyişi, yiten değerlere ‘sadakat borcu’yla ilmeklenerek bireysel tarihe ve siyasi atmosfere tanıklık ediyor.
Kısaca Beyzâde, trajik duygudan ve ölüm izleğinden beslenen duyarlık yapısıyla bir tanıklıklar romanı...
Emre Miyasoğlu’nun geçmişiyle olan otantik, manevi, özgün bağının ve bağlılığının doğal bir yansıması…
20.00 TL (KDV dahil)