“HERŞEY HAKKINDA BİR ÖYKÜ” OKUYALIM

Fayrap.com

 

04 MAYIS 2013

SADIK KOÇ

Her Şey Hakkında Bir Öykü, Kamil Yıldız’ın daha çok Dergâh’ta ve Derkenar’da yayınlanan öykülerini bir araya getiren bir ilk kitap. Bir ilk kitap olarak Her Şey Hakkında Bir Öykü’ye başarılmış bir iş gözüyle bakabiliriz. Yıldız, dilinin duruluğu, anlatımının sağlamlığı ve öykülerinin bize göre en belirgin özelliği olan ironik üslubuyla (Bu özellikler dolayısıyla Ömer Faruk Dönmez’in özellikle ilk kitabı Hep Aynı Hikaye’nin hatıra geldiğini belirtelim.) rahat okunabilen öyküler çıkarmayı başarmış.

Yıldız, öykülerini genellikle belli ve tek bir olayın etrafında kurguluyor. Bu da öykülerin takibini ve okunurluğunu kolaylaştırıyor. Şunu demek istiyoruz: Bazı öyküler ilk okuyuşta kendini ele vermezler ya da öykünün kurgulanışı ikinci bir okumayı gerektirebilir bazen. Bu anlamda ikinci defa okumayı gerektirecek bir öyküsü yok Yıldız’ın.

Yazarın öykülerini belli bir olayın etrafında kurguladığını söyledik. Bu öykülerin tam olarak olay öyküleri kategorisinde değerlendirilebilecek türden öyküler olmadığını da belirtelim. Neredeyse bütün öykülerde, anlatıcı aynı zamanda öykülerin başkişisi gibi. Hatta bazen kişi kadrosu sadece anlatıcıyla sınırlı kalabiliyor.

Yazar kişi kadrosunu geniş tutmayarak daha çok anlatıcıyı anlatmak ya da anlatıcıyı vasıta edinerek anlatmak ister gibidir. Anlatmak diyoruz, çünkü anlatmanın sevildiği belli olan öyküler okuyoruz. Anlatımcılığın belirginliğini dikkate alarak elimizdeki öykülerin daha çok durum öyküleri olduğunu, en azından bu tür öyküye yaklaşan öyküler olduğunu söyleyebiliriz.

Kamil Yıldız öykülerinin bir başka belirgin özelliği (son öykü hariç) kişilerin isimsiz oluşlarıdır. Tabi yazar yeşil, soluk giysili adamlar (asker) gibi isimlendirmelere gidiyor. Bu özellik, Yıldız öykülerini özgünleştiren bir özellik olarak değerlendirilebilir. Kişilerin isimsiz oluşunun bize düşündürdüğünü belirterek devam edelim. Giderek herkesin birbirine benzediği, hayatın kopyala yapıştır yöntemiyle yaşandığı bir zamanda isimlerin de bir önemi kalmadı. Ya da en azından ortaya “Bir isme sahip olmayı önemseyen, ismini hak ederek yaşamaya çalışan birileri hala var mı?” gibi bir soru konuyor denebilir.

Yazar bu ilk kitabında daha çok bireye dikkat kesilmiş gibidir. Ancak bu dikkat sosyal hayatı hepten göz ardı etmeyen bir dikkattir. İsyancılar Çarşısı öyküsü ile toplumsal hayata dair bir eleştiri getirilir. Anlatıcının Üç Günü öyküsünde “daha fazlasını istersen karlı çıkarsın” biçimindeki kapitalist tüketim anlayışı eleştirilir. Kamil Yıldız bu ilk kitabıyla sonraki öykülerine dikkat etmemiz gereken bir yazar olduğunu göstermiş oluyor, diyerek yazımızı noktalayabiliriz.

http://www.fayrap.com/her-sey-hakkinda-bir-oyku/