BİR AŞK SENFONİSİ: POSTA KODU AŞK

BİR AŞK SENFONİSİ: POSTA KODU AŞK

KIRK AY KIRK ALEV’DİR, KIRK MEKTUPLA AŞKIN CEVHERİ BENLİĞE İŞLENMİŞTİR MEHMET ŞAMİL’İN POSTA KODU AŞK KİTABINDA.

14 Şubat 2013 Perşembe

BÜŞRA TOP

 

Bitimsiz vuslat hülyası seyrinde yol alanlar ve bu yolda yürümeye yeni başlayanlar için zamana ve mekâna sığmayan aşk mefhumunu hangi edebî tür tek başına taşıyabilir. Şiir dediğinizi duyar gibiyim. Peki ya mektuplar… Bir şairin mektuplaşan yüzü nasıl yansır harflere…

Okur Kitaplığı bünyesinde çıkan Posta Kodu AŞK, okudukça içine çeken, hücresine kapattıkça ilham veren, bütünleştiren, içselleştiren, kıskandıran, ara sıra gülümseten ama en çok da sızlatan, büyüyüp küçülerek kendini arayan harflerin cevaplandıkça yeni bir cevap arayan bir soru karşısında yani aşkın mahkûmiyeti ve sabrın özgürlüğü altında kendinden geçişini taşıyor okuyucuya.

Aşk, bazen kâğıt ve kalemde tılsımlar bırakmış dizelerde bazen de rüzgârla savrulmuş düşünceler dizisinde sırla kaplı hazinelerle doludur. Sessizlikle mühürlendiğinde ise büyüleri bozulur. Dile gelemedikçe yakıp kül eder. O dil, gönlüdür âşığın. Önce kendini yazar sonra katlar ve zarflar. Pullanıp maşuk için yola çıkar. Öyle ki gidişi de dönüşü de beklenir her mektubun. Sabırla örülmüştür ama sabırsızlıkla imtihan olur. 

VAKTİNİ AŞKLA ÇOĞALTAN ŞAİR

 ‘Kırk Ay Kırk Alev’dir, kırk mektupla aşkın cevheri benliğe işlenmiştir Mehmet Şamil’in kitabında. İki yalnız şiirin arasına sıkıştırmış gibidir mektuplarını. Evet, yalnızlıktır bunun adı ama tek başınalık değildir. Nice aşk mektupları çölleri, denizleri, dağları aşıp uzak diyarlardan sevgilisine kavuşmak için günler, aylar beklemiş. Nice aşk mektupları da özenle yazılmış inci gibi, pullanmış lakin saklamış maşukun cümlelerini. Fısıltıyla düşünülüp haykırılamayan duygular, “mim gonca ve yakut” kadar değerli sözler, reyhan kokusunda sarhoş edici gizemler ve zindanlara terk edilen maşuklar dipsiz yaratılan kuyuda ebediyen kalmayacak; nidalar yükseldiğinde sarıp sarmalayacak ve düşünce yollara damlayacak aşk nağmeleri birer birer. “Güneşin izine rastlarsan eğer dağlanacak bir yüreğim var” diyen şairin vaktini şaşıran aşkla çoğalttığı, darılmasınlar diye hepsini zarfladığı kelimelerin yolculuğu işte bu adımlarla çıkıyor karşısına ayrılıkların.

Yazarın tek gâyesinin mektup ile şiir arasında güçlü bir bağ kurmak için şiirin derinliğini mektup türünün üst metin arayışıyla harmanlamak olduğunu düşünmüyorum. Kendi ifadesiyle hikâyesini gün yüzüne çıkartmayı reddeden bir aşkın kendini ifadeye mecbur kalışına ve hayal ile duygu metaforları arasındaki aşkın gücüne okuyucunun tanıklık etmesi için imkân hazırlamaktır Posta Kodu AŞK. Kitabın yeniden okurla buluşuyor olması bunu başarmış olduğunu da gösteriyor. Mehmet Şamil, kanattığı aşk’ın aslî cevherini mektuplarına nakşederken kalemle fethe çıkan bir sanat anlayışından neşet eden ve kelime üstü feyizle birbirini bağlayan mısralar zincirini kuruyor. Bu sanat anlayışının yoğurduğu şiir mefkûresi yemişin içindeki lezzeti arar gibi sonsuzluk zarfındaki vuslatın reçetesini postalıyor yol bilmez âşıklara ve aşk böylece aralanıyor.

Posta Kodu AŞK’ta cevaplanmayı bekleyen ve belki de yayınlandıktan sonra asla cevaplanamayacak mektupları diğer aşk ve mektup kitaplarından ayıran, yazarın kırk mektubun içerisinde kurduğu labirettir. Bu, öyle bir saklambaç ki bir aşk senfonisi eşliğinde her mektupta ayrı bir ahenk bırakıyor satırlarına.

Posta Kodu AŞK

Mehmet Şamil

Okur Kitaplığı

http://haber.stargazete.com/kitap/bir-ask-senfonisi-posta-kodu-ask/haber-727446