Dünyanın bütün sıkıntıları

Dünyanın bütün sıkıntıları

Aşkar, Yedi İklim, Hece gibi dergilerde hikâyelerine rastladığımız ve hikâyeciliğinin evrelerine şahitlik ettiğimiz genç yazar Akif Hasan Kaya, ilk kitabı Islak Kibritler’le okur karşısında...

YUSUF GÜNDÜZ

ISLAK KİBRİTLER, AKİF HASAN KAYA, OKUR KİTAPLIĞI, 136 SAYFA, 10.50 TL

Herkesin hayata dair sözleri var. Yeter ki kendini yazıyla var edebilme derdine düşsün insan. Kalem ele alındığı zaman ister istemez bir dünyayı hissediyor yazarın kalbi. Yeter ki dert edinsin kendine yaşadığı dünyanın dertlerini. Hayatla yoğrulup hayata fısıldanan bu sözler bazen bir denemeyle vücut buluyor, bazen şiirle, bazen roman veya hikâyeyle. Roman haricindeki türlerin ilk vitrini dergilerdir günümüzde. Akif Hasan Kaya’nın öyküleri de önce dergilerde vitrine çıkıp sonradan bir kitapta ete kemiğe bürünenlerden. Aşkar, Yedi İklim, Hece gibi dergilerde hikâyelerine rastladığımız ve buralarda yeşeren hikâyeciliğinin evrelerine şahitlik ettiğimiz yazar, Islak Kibritler’le kitaplı yazarlar kervanına katılmış oluyor.

Bir derdi olan öykücü

Akif Hasan Kaya genç nesil öykücülerden. Hikâyesini zamanla inşa etmeyi dert edinenlerden. Bir derdi var ve bu derdi dillendirmenin peşinde. Bunu yaparken hikâyenin ne olması, nasıl olması gerektiğine dair de kafa yorduğu dünden bugüne kaydettiği yola bakarak anlaşılabilir.

    Yazar dergilerde yayımladığı hikâyelerin tümünü kitaba koyma hatasına düşmemiş. Kaya’nın kitaba girecek hikâyelerini seçerken dikkatli davrandığını söyleyebiliriz. Çünkü kitapta yer alan ürünler yazarın olgunlaşma dönemine ait. Diğer yandan, yirmi bir hikâyenin her biri ayrı bir derdin, bir ızdırabın dile getirilişi. Şahsi sıkıntılar da var Kaya’nın kaleminden çıkanlarda, toplumsal meselelere dair kanayan yaralar da. “Kum”u okurken Srebrenitsa katliamında yaşananlar gelip düğümleniyor insanın boğazına. Bir başka hikâyede Irak’taki bir çocuk çalıyor vicdanın kapısını. Acı, öykülerdeki kahramanların ortak kaderi. Bazı hikâyeler ise kişisel huzursuzluklara, entelektüel kafaların buhranlarına takılıp kalıyor. Bu anlarda sanki alttan alta yazar kimliği sızıyor metnin içerisine. Bahsettiğimiz iç sıkıntıları bazı hikâyelerde psikolojik sürprizlere dönüşüyor.

    Kaya’nın hayat karşısındaki tavrından yola çıkarak bir tahmin yapılacaksa “Bir Kış Masalı” öyküsünün dikkatle okunması gerektiğini söylemeliyiz. Yazarın hikâyelerine yoğurduğu üçüncü mesele “Bir Kış Masalı”nda olduğu gibi Anadolu ve çocukluk. Ki hikâyenin konusu Anadolu ise metnin su gibi aktığını dikkatli okurlar fark edeceklerdir. Çocukluğa gelince birçok hikâyede bir hatıradan ibarettir ve özlenen her şey gibi o da yazar tarafından bile isteye baş tacı edilmiştir.

    Islak Kibritler’i okurken dikkati çeken başka bir husus var: Işık. Zihnimizde kitabın adıyla paralel bir algı oluşturan ışık, loş bir atmosfer sunuyor bizlere. Kimi zaman fersiz bir elektrik lambasının ölgün ışığı, kimi zaman bir gaz lambasının çağrıştırdığı imge yahut mum giriyor gezindiğimiz dünyaya. Bazen huzursuzluğu anlatıyor bu ‘ışıksızlık’, bazen de ölümü ve şiddeti. Her hâlükârda atmosfer oluşturmak adına ışığın ve bazı hikâyelerde renklerin etkili kullanıldığını görüyoruz. Bir diğer özellik de hikâyelerdeki zaman ve mekân geçişleri. Hikâyelerde bunun da başarılı bir şekilde yapıldığını söyleyebiliriz.

    Dergi okurları iyi bilir; hikâye öyle ya da böyle edebiyatımızda niteliğini artıran bir tür. Günümüzün genç hikâyecileri de yazdıklarına çokça kafa yoruyor ve çalışıyor. Böylece geleceğe emanet edilecek bir hikâyenin inşası devam ediyor. Kalıcı olacaklar var, zamanla unutulacak olanlar da. Islak Kibritler’le çalışmalarının semeresini okurla paylaşan Akif Hasan Kaya’nın bu yolda kalıcı olacağını umuyoruz. Genç yazarın zengin iç dünyasını gözden kaçırmadan ve tabii ki önyargılardan arınarak okuyabilelim yeter ki.  

 

Bölüm: Öykü,  Sayı: 80

 

http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action;jsessionid=0464720FF009FA218B2DCD25E03E173C.node1?newsId=7803