Yazının Gizem Harfleri

Yazının Gizem Harfleri

13.04.2011

Bilal Can | Edebiyat

 

Yazının Gizem Harfleri

Bir cümleyi kelimelere bölüp öğelerini bulmaya çalışamazsınız. O cümle kelimeleriyle anlamlıdır ve öğeler de o cümle içinde öznedir, yüklemdir, zarftır. Başka bir cümlede farklı görevleri vardır kelimelerin. Farklı anlamları, farklı duygular içinde insanı kendine bağlar ve farklı hayallere daldırır. Farklı düşünceler ile farkındalığını oluşturur.

Kelimeler cümlenin yavrularıdır diye sözler biriktirir yazan kalemler. Kalem kutsaldır. Yeminler adanmış bir durağın şahididir kalem. Kelam dökülür onun ucundan ve o kelamlar bir ilahi emrin tecellisi için başvurulması gerekilenlerdir. Kelime, kalem, kelam ikra'da buluşur. Yani okumak ve anlamak. Okumak bir eylem biçimidir, mücadele azmi verir, mücadelesini neye ve kime vereceğini öğretir kişiye.

Yazının Gizledikleri

Cemal Şakar'ın Okur Kitaplığı’ndan çıkan Yazının Gizledikleri eseri okuma, yazma, kelam, kelime üzerine yaklaşık 30 yıllık bir birikimi anlamlandıran bir eser olarak okuyucular karşısına çıktı. Şakar öykücülüğünün yanında yazmış olduğu değerlendirme yazılarıyla da edebiyat camiasında da günden güne ismini daha fazla duyurmaktadır. Yayınlanan son eserlerinden olan - çoğul kullanmamızın sebebi, yaklaşık aynı zamanda Hikâyât eserinin yayınlanmış olmasındandır- Yazının Gizledikleri Mehmet Akif'ten Nurettin Topçu'ya, Ahmet Midhat Efendi'den Nuri Pakdil'e kadar birçok yazar ve şair hakkında yazdığı yazıların bir derlemesi niteliğinde.

Daha çok öyküleriyle tanıdığımız Cemal Şakar bu eseriyle farklı bir yönünü de ortaya koyarak -en azından bilmeyenler için- eleştiri, tahlil, değerlendirme yazıları ile de dikkat çekici yazılara imza atmıştır. Yazının gizlediklerini bulmak da elbette ki hayatı kelamın münbit tepelerinde gezinen ve iklimlerin, coğrafyaların, mevsimlerin rengini almış bir yazarın kalemiyle ortaya çıkardı.

Toprak Gerileyeni Bağışlamıyor

Her kitabın okuyucuda bıraktığı, dikkatini çektiği bir kısmı vardır. Bu genelde olmuştur. En can sıkıcı kitaplarda bile bu görülebilir. Sevilen kitapların geneli zaten okuyucuda önemli bir yer eder. Mesela Mustafa Özçelik Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanını farklı zamanlarda 6 defa okuduğunu belirtmiştir. Hala bile okuyacağından şüphemiz yok. Bazı kitaplar öyledir. Zaman geçtikçe yine okumak isterseniz. Zaman o yazıyı eskitmez. Aksine yeni anlamlar yükler.

Yazının Gizledikleri eserinde de benim altını çizdiğim, sevdiğim, beğendiğim yazı başlığa ismini verdiğim yazı oldu. Yazı tamamen bir "edebi derviş"i anlatıyordu. Nuri Pakdil Usta hakkında yazılmış yazı son zamanlarda geniş çaplı bir Nuri Pakdil resmi çizdiren yazılardan biri oldu. Yazı genel olarak Nuri Pakdil düşüncesini özümsenmiş, kitaplarına vurgu yaparak, cümle aralarına sinmiş Pakdil resimleriyle dolu. Bu kelimelerle resmetmek kelimelerle yazarın yazdığı eserlere vurgu yapmaktır. Pakdil'in eserlerini okumuşsanız bu yazıyı daha iyi anlayabilirsiniz.

Yazı sanki Nuri Pakdil'i anlamak için evvela ne gereklidir sorusuna verilmiş bir cevap ile açılıyor. Şakar bunu "ömrünce savunduğu ilkelerini, tavrını, duruşunu, yürüyüşünü anlayarak" ifade etmiştir. Bu tavrın tek amacı da "insana ulaşmaktır" diyerek Pakdil'İn aslında eserlerinde verdiği temaya vurgu yapmıştır. Pakdil düşüncesini temel olarak yine Pakdil'in bir cümlesi ile özetleyebiliriz: "İnsan! Seni savunuyorum, sana karşı"

Edebiyat kulesinin titiz dervişi diye nitelendirdiğim Nuri Pakdil Ustanın düşüncelerini hakkıyla bildiğine inandığım Şakar yazının devamında yine onun eserlerine vurgu yaparak şöyle demiştir: "İnsanın sıcaklığı ancak Kutsal Kitabın rehberliğinde yeryüzüne yayılacaktır. Konformizmin bataklığına saplanan insanın, hiç ummadığı, beklemediği zamanlarda yaşadığı ama adını bir türlü koyamadığı bunalımından çıkmasının tek yolu, ‘Kutsal'la olan fıtri bağını yeniden kurmasıyla olasıdır. İnsanın durumu ancak bu kutsal bağın kurulmasıyla açıklığa kavuşabilir."

Yazının Gizledikleri
Cemal Şakar
Okur Kitaplığı
277 sayfa

http://www.kitaphaber.com.tr/yazinin-gizledikleri-cemal-sakar-k507.html